Flütün Hüzünlü Şarkısı

Mevlana Şeyh Nazım’ın Sohbetleri

Flütün Hüzünlü Şarkısı

1 Mart 2011, Salı

Euzu billahi mineşşeytânirracîm.

Bismillahirrahmanirrahim

Essalamü Aleyküm ve Rahmetullahi Ve Berekatüh

1. Bölüm

(Bu kısa video iki bölümden oluşur. İlk 3 dakikası, “hang” isimli, porselenden yapılmış, derin bir sac-ızgara şeklinde, unutulmaz ve rahatlatıcı sesler çıkaran, ilginç bir müzik aleti ile yapılan bir müzikten oluşur. Buradan izleyebilirsiniz. Sadece 3 dakika ve özellikle çalışkan ve hevesli genç sanatçıyı seyretmek adına dinlenilmeye değer.)

  • Kimsenin kendisini alamayacağı ama kısaca başka bir dünyaya götürdüğü hissi uyandıran, büyüleyici bir performanstı. Mevlana sanatçıya; bu müzik aletinin yeni keşfedilen bir müzik aleti olmadığını (Wikipedia tarafından böyle açıklanmış olsa bile) ama aslında Osmanlılar zamanından beri çalındığını söyledi. Osmanlı Saray Konaklarında, Kraliyet Haremindeki kadınlar tarafından icra edilirdi ve bu müzikler Sultanları rahatlatmak için çalınmıştı. Mevlana, yaptığı müzikle üzerindeki yükleri kaldırmasına yardımcı olan bu çekingen genç müzisyeni kendisine gönderdiği için, mütevazı bir şekilde, Allah’a şükretti.

‘hang’ Derlemeleri

(yorum yok)

Bölümün Sonu

 

2. Bölüm

(Bu videonun bir sonraki bölümü Mevlana’nın, ‘ney’ ismiyle bilinen, flüt benzeri nefesli bir müzik aleti aracılığıyla yapılan; melankolik, hüzünlü ezgilere bir bakışını bildirmektedir. Görünen o ki, Mevlana müziğin bitişinin ardından konuşuyor. Aslında video kaydının sadece flüt performansının kendisiyle alakalı olmadığını gösteriyor. Kolaylık olması için, birçok insanın “ney’in” ne olduğunu bilmediği için, bundan sonra ‘ney’ yerine, flüt olarak kullanacağız.)


  • Bir flüt aracılığıyla ortaya çıkan notalar daima melankolik, hüzünlü ve unutulmaz oluyor. Neden?
  • Flüt, annesinden kesip koparılarak, bambu bitkisinden yapılır. Her zaman annesinden zorla koparılmıştır ızdırap içindeki yontulmuş, şimdi flüt olarak adlandırılan bu bambu, bambu ağacından geriye kalanlarla birleşmek ve sanki geldiği yere özlemle geri dönmek istercesine, kederli sesler çıkartarak, feryat figan ediyordu.
  • Ruhlarımız Cennette yaratılmıştır ve hayal bile edilemeyen yıllar boyunca da tam bir itaat ve Kutsal Krallıkta olmanın huzuruyla orada yaşamıştır. İrademiz dışında dünyaya getirildi ve bencil bir beden ve günahkâr arzularla dolu bir kafese yerleştirildi. Hüzün içerisindeki beklenmedik ayrılığı için ağlıyor ve anavatanına, Cennete, dönmenin yollarını arıyor.
  • Mevlana flütü dinlediğinde, her biri evine dönmenin yollarını arayan Ruhların hüzünlü iç geçirmesini hatırladı. “Bambunun ne söylediğini dinleyin” dedi, “şikâyetlerini dinleyin! Ana bitkiden ayrılmış olmasından şikâyet ediyor.”
  • Mevlana, bu müzik icrasının sadece akıldan değil yürekten kaynaklandığını ve onun ‘canlı’ olduğunu söyleyerek, sanatçıya övgülerle sonlandırıyor! “Gerçek bir üstat gibi çaldı” dedi Mevlana, “onu dinlerken memnuniyet ve rahatlama hissettim. Ve benim Efendim, Büyük Şeyh Abdullah da bunu onayladı.”

El Fatiha

Tefsir

1) Ayrılık ve yeniden birleşme

  • Tıpkı bir bebeğin huzur bulduğu ana rahminden ayrıldığı zaman ağlaması gibi, flütün de ana bitkiden ayrılması da acı dolu ve yürek parçalayıcı bir tecrübedir. Benze bir şekilde, Ruhun bedenden ayrılması olan Ölüm de, Ruhun hücre hücre bedene veda ettiği için, acı veren bir tecrübe olarak tanımlanmıştır.
  • Allah; ayrılığın daima korkunç bir acı verdiğini, birleşmenin ise en tatlı iksir olduğunu dünyasal yaşantılarımızla gösteriyor.
  • Her ölüm sevenleri tarafından derin bir yasla karşılanır. Bazıları da asla bu ayrılıkla uzlaşmazlar. Ancak, her ayrılıkta, yeniden birleşmenin umudu ve tatlılığı yatıyor. Mevlana diyor ki; hatta oruç zamanında birkaç saatliğine yemeklerden ‘ayrı kalmak’, iftar zamanında yediğimiz yemeklerin her bir lokmasını çok lezzetli ve doyurucu yapar.
  • Bunun için Peygamber Efendimizin (SAV); “Birinin vatanına hasret olması, imanın bir işaretidir.”
  • Ey inananlar, sizler bu dünyada yaratılmadınız. Sizler bu dünya için yaratılmadınız. Asla bu dünyanın bir parçası olmadınız. Ve asla dünyanın bir parçasını sizinle birlikte de götüremezsiniz. Ruhunuzdaki özlemin sesini dinleyin! Sonsuz bir düzlükten geldiniz ve bu düzlüğe döneceksiniz. Arayanlar, Her Şeye Gücü Yeten Rab’le birleşecekler ve sonsuza kadar bir daha ayrılmayacaklar.
  • Mevlana diyor ki; sonsuzluk bu geçici hayatın umutsuzluğunun ortasında böylesine bir umut vererek, bu hayatın üzüntü ve acılarının ortasında bir sevinç ve coşku vererek, hayatın bu acı ve zehrinin ortasında böylesine bir memnuniyet vererek kelimelerin en güzelidir. Sonsuzluk.
  • Değer verdiği, sevdiği birini kaybetmiş herhangi birine sorun; kaybettiği kişiyle beş dakika daha geçirebilmek, elini tutmak, bağrına basmak, sadece bir kere daha, ona sarılmak ve öpmek, kalbindeki özlemi çok büyük olan o biri için, neler verirdi. Ya bir de o çok değer verdiği kişiye kavuşup, bir yıl daha birlikte olması teklif edilseydi nasıl olurdu? Yüreği, nasıl da coşkuyla şarkı söyler, yüreğinden dökülen notalar, mutlu birinin yüreğinden çıkıyormuşçasına, nasıl da coşku doludur.
  • Fakat ey inananlar, bizlere; Sevgilimiz ile sadece beş dakikalığına ya da bir yıllığına değil ama sonsuza kadar birleşmenin teklif edildiğinin farkında değil misiniz? Sonsuza kadar, Sevgisini sonu gelmeyen şekilde, sağanak halinde, üzerimize dökecek, Ruhlarımız Ondan ayrılmanın acısını asla ve asla yaşamayacak. Ruhlarımız, bunu bilerek, bu kalıcı birleşme için çalışalım ve bu özlemden kaynaklanan güç ve umudu alabilelim diye bize yalvarıyorlar!
  • Ama sevdiğini kaybetmiş Ruhlarımızın yalvarışına sağır bir kulakla dönüyor ve sonsuzluğa da sırtımızı dönerek, Ondan ayrılmayı –yani dünyayı seçiyoruz. Ve böyle yaptığımız için de, ahrete intikal ettiğimizde, orada da, bu dünyayı özleyecek ve arzulayacağız. Ve buraya tekrar dönemeyeceğimiz ve sevdiğimizden sonsuza dek ayrıldığımız için bu bizleri ağlamaya sevk edecek.

 

2) Gerçek Rehberler Yüreklerimizin Efendileridir

  • Videonun sonunda, akıldan değil de yürekten çaldığı için, Mevlana sanatçının bir üstadın işareti olduğunu ve bununla da, rahatlama ve memnuniyet vererek, notalarının Mevlana’nın yüreğini çepeçevre sardığını belirtti. Mevlana iki şekilde günün dinsel öğretisiyle bizlere öğretiyor.
  • İlk şekil Bilimsel olanıdır ki bu akıldan gelen, ezberlenmiş ve öğrenilmiş notalar ile entelektüel münazaradır. Onlar yoğun bir şekilde birikmiş dünyevi sıfatların ayrımlarıdır ve onlar güzel konuşan konuşmacılardır ve sık sık da araştırmalarından ve tezlerinden alıntı yaparlar. Sözleri akıllarından gelmiş olmasına rağmen, sadece dinleyicilerinin zihinlerine ulaşır ama ışıktan yoksun olarak, zihinler üzerine bir yük ve ağırlık getirir. Bir öğrenci, henüz içindeki heyecan verici kötülükle savaşamazken, bilgilerle kendisini boğulmuş olarak bulur.
  • Mevlana bu tip Öğretmenlerin, bir konu/başlığa bağlı olarak, onunla ilgili kitap okumaları gerektiğine inandıklarını söylüyor. Bir âlim olmanın tanımı olarak, onlar birçok kitap okumakla ezberlemeyi eşit sayarlar. Öğrencinin zihnine ulaşan sözcükler, onu mutlu edemez sadece bilgi bir müridin yüreğine ulaştığı zaman o mutluluğu bulabilir.
  • İkinci tür öğretmenler aydınlatılmış bir yürekle, bilgeliğin incileriyle ve doğru anlayışın mücevherleriyle konuşurlar. Onlarınki, birisi mücevher ve incileri bulmak için zorlu bir yolculuğa çıkmadan bulamayacağı için, lezzetin bilgisidir. Böylesine bereketlenmiş birisi sizlerin yüreklerine hitap eder ve katılımcılar da onların çevresinde oturduktan sonra, yenilenme ve aydınlanma hissederler.
  • Farkı her zaman görebilirsiniz! Mevlana diyor ki: fark, cennetle dünyanın arasındaki fark gibidir! Tabii ki, herhangi biri plastik meyve ile gerçek meyve arasındaki farkı görebilir. Bir tür konuşma (benlikle yapılan), zihninize hitap ederken sizleri karartır ve sırtınıza ağır bir yük yükler. Diğer taraftan, diğer bir tür ise (yüreğin aydınlığından gelen) yüreğinize hitap eder ve ruhunuzun hoşnutluğuna yönlendirerek, sizi kaldırır ve rahatlatır. Öyleyse, yürekten yüreğe bir bağlantı olduğu için, kendi yüreğinden sizinkine doğru konuşan, gerçek bir Efendi arayın.
  • Mevlana; yanlışlıkla yenen kirli bir yiyeceği kusmanın aksine, (ilk tip Öğretmenlerden) gelen kirlenmiş öğretiyi kolaylıkla söküp atamayacağı konusunda tüm müritleri uyarıyor. Bu öğreti, hayatınızın sonuna kadar, sizde kalabilir ve sizi zehirlemeye devam edebilir. Bu nedenle, Büyük Şeyh; Tarikatları ve Mürşitleri reddedenlerle birlikte oturmamaya dikkat etmemizi, eğer böyle yapmazsak da karanlığın ağır yükünü sırtlanmaya ve yaralı bir yürekle bir yıl yaşamaya hazırlanmamızı söylüyor!

 

Bu Özet, kendisi bu Özet gönderilmeden saatler önce vefat etmiş olan, Şeyh Muhammed Baba İştiyak’ın (Mevlana’nın BAE temsilcisi) kızı, sevgili Kız kardeşimiz Meryem Fatima’nın sevgili anısına adanmıştır. O, birleşmenin hoşluğunu tadarken, bizleri ayrılığın hüznüyle baş başa bırakan Kız kardeşimiz bu Özetin arkasındaki yüce esin kaynağıdır. Allah onun Ruhunu sonsuza dek mübarek kılsın ve büyük bir sabırla kederlere katlanan sevdiklerine sonsuz huzuru ihsan etsin. Âmin. El Fatiha.

 

Bu 10 dakikalık sohbet www.Saltanat.org adresinden İngilizce olarak izlenebilir. Sohbeti izlemek için tıklayınız. Saltanat TV, Mevlana Şeyh Nazım’ın kişisel olarak müsaade ve onayıyla Resmi sitesidir.

 


This entry was posted in 2011 @tr, Mart @tr, Sohbetleri. Bookmark the permalink.