Mevlana’yla İlgi Çekici bir Röportaj

Mevlana Şeyh Nazım’la Bir Röportaj

Mevlana’yla İlgi Çekici bir Röportaj

12 Aralık 2010

Euzu billahi mineşşeytânirracîm.

Bismillahirrahmanirrahim

Essalamü Aleyküm ve Rahmetullahi Ve Berekatüh

(Mevlana bugün bir TV kanalına bir röportaj verdi. Röportajın alakasız bölümlerini çıkardım (mesela; eğer Resulullah (SAV) bu gün yaşasaydı, eşi araba kullanmak istediğini söylese izin veri miydi? şeklinde bir soru) ve bu röportajın bizlere ders verebilecek konularını toparladım.)

Soru: Bugün, dünya neden bu durumda? İyilik nasıl geri getirilebilir?

Mevlana: İnsanlar iyi kullar olmalıydı, ama iyi insanlar olmamak konusunda çok ısrarcılar.  Çünkü insan şeytanı terk etmek istemiyor, (ona itaat ederek) şeytanı destekliyor. Şeytan İnsanlar için iyilik istemiyor. İnsanın başına gelen acılar şeytanın gerçeği sahte, sahteyi ise gerçek olarak tanımlayarak, insanı hileyle yanıltması nedeniyledir. Her iyi eylem şeytan tarafından kötü olarak, her kötü eylem ise iyi bir eylem olarak destekleniyor ve gösteriliyor.  Böylesine bir karışıklığın yayılmasıyla, iyiyle kötü arasındaki çizgi bulanık ve puslu olduğu zaman, İnsan nasıl barışa ulaşacak?

Bu, şimdi, dünyanın fenomeni (olgusu).  Bu nedenle, her tarafta anlaşmazlık ve huzursuzluk var. Hiç kimse birbiriyle barışık değil. Vatandaşlar hükümetlerine karşı protestolar yaparken,  hükümetler de vatandaşlarından mutsuz. Siyasi partiler birbirleriyle kavga ediyor. İşçiler patronlarından şikâyet ederken, patronlar da çalışanlarını sömürüyor. Öğretmenler öğrencilerine saldırıyor ve öğrenciler de öğretmenlerine karşı misilleme ve saygısızlık yapıyorlar. Bugünlerde insanlar birbirlerine küfür ediyor. Artık karşılıklı saygıdan eser yok.   Eskiden çocuklar iyi davranışları ve iyi ahlakı okulda öğrenirdi, fakat günümüzde, bu böyle değil. Bu günlerde, artık birbirimize karşı iyi davranışlar sergilemiyoruz ve artık birbirimize karşı kibar da değiliz.

Soru: Bugün dünyamızda neden bu kadar çok doğal afet var?

Mevlana: Çünkü bizleri Yaratan bizlerle mutlu değil. Neden? Artık İnsanlar Allah’ı tanımıyor. Bunun yerine şeytanı bilip onu tanıyor!

Soru: Aşureyi nasıl kutlamalıyız?

Mevlana: Et ve buğdayla çorba yapın ve sizinle paylaşmaları için insanları davet edin. Büyük bir tencereyle yemek yapın ve yemeleri için aç insanları davet edin! İnsanlar sadece Ramazan aylarında yiyeceklerini paylaşıyorlar. Ama Ramazan ayı haricinde dışarıda aç insanlar yok mu? Yani, Ramazan olmasa bile, yiyeceklerinizi paylaşın.

Soru: Bu 17 Aralık Mevlana Celaleddin Rumi’nin (KS) ölüm yıldönümü. Bazı insanlar bu günü kutlayacaklar. Özel kıyafetlerini giyecekler ve tiyatrolarda oyunlar sergileyecekler. Bu konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Mevlana: Bu Mevlana Celaleddin Rumi’nin (KS) öğretilerini gerçekleştirmenin amacı olmayacaktır. Bu tür kutlama ve oyunlar, Mevlana’nın bizden istediği şeyler değildir! Gerçek öğreti, kötü insanları iyiliğe davet edip çekerek, insanların vicdanlarına hitap eder. Onun ölüm yıldönümünü kutlamak için keşfedilen böylesine yeni yollar, aslında, Mevlana’nın bizden ne istediğiyle ilgili olarak insanları kandırmaktır.

Soru: Günümüzde birçok kişi tarikatlara karşı. Bununla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Mevlana: İnsanların tarikatların gerçek yolculuğunu tecrübe etmelerine izin verilmelidir. Gerçek tarikat uygulamalarını hiçbir yerde kısıtlamamalıyız. Osmanlı Yönetimi boyunca, tüm tarikatlar gelişip büyüdü. Bugün ise, birçok dergâh, insanlar; “oralar tembel insanlarla dolu” dedikleri için, kapatıldı. Bunun yerine de; genel evler, barlar ve gece kulüpleri açtılar. Bugün,  sadece Kıbrıs’ta 500 gece kulübü var! Herhangi bir yararlı hizmette mi bulunuyorlar?

Genel evler ve gece kulüplerine kolay girişler nedeniyle, birçok insan bekâr kalıyor ve bir kişiyle olmaktansa, birçok insanla günlerini gün ediyorlar. Bu tür yerlerde ucuz cinsel hazların peşinden koşmak dururken, neden evlenip sorumlulukların altında ezilsin ki? Haram daha kolay ve ucuzken, neden helalin peşinden koşsun? Bu davranış, toplumdaki evlenmemiş hanımların sayısının artmasına neden olur. Müslüman hükümetler, genel ev ve gece kulüplerini kapatmalıdır.

Bazıları, böylesine bir yatırımı işletmenin çok karlı olduğunu söyleyebilir. Ama genel ev ve gece kulübü çalıştırarak kazanılan para, sağlık ve barış getireceğine, sorun ve acı getiren haram paradır.

Birçok kadın, bu tür namussuz yerlerde çalışmaları için kandırılmış ve zorlanmışlardır. Yalanlarla kandırılmış ve sonuç olarak da beden tüccarlarına satılmışlardır. Allah (bu kadın ticareti yapan ve onları fahişeliğe zorlayanları) yıldırımlarıyla vuracaktır.

Soru: Gelecek olan, 2011, yılda neler olacak? Geçmişte neleri önceden tahmin etmiştiniz ve söylediklerinizin tümü, söylediğiniz şekilde, gerçekleşti mi?

Mevlana: Günlük olarak, İnsan Oğlunun üzerine sorunlar ve eziyetler geldi. Kişileri fert olarak etkileyeceği gibi, tüm Toplumları da etkileyecek. Neden? Artık insanlar gerçeği aramıyorlar. Eğer samimim bir şekilde gerçeği arasalar, onların önderi olsun diye, Allah onlara doğru birini, bir Sıddık, gönderecektir. Fakat günümüzde insanlar ikiyüzlü ve bu yüzden de, tıpkı kendilerininki gibi benzer fikirleri paylaşan, sadece cahil arkadaşlar ediniyorlar. Eğer hayatlarınızı sorumsuz ve cahil insanların ellerine bırakırsanız, hayatınızın iyi bir durumda olabileceğini düşünebilir misiniz?

Soru: Evet Şeyh Efendi,  günümüzde, insanlar maddi anlamda zenginler ama esenlik bulamıyorlar. Neden size düzenli bir ziyaretçi akışı var?

Mevlana: Bizler buraya gelen insanları kandırmadığımız için, burada kendilerini huzur içerisinde hissediyorlar. Biz insanları bu dünyasal hayata çağırmıyoruz, onları Allah’a çağırıyoruz. Onları zorlamıyoruz –eğer hoşlarına giderse tavsiyelerimizi kabul ederler ya da eğer kabul etmiyorlarsa da gidebilirler.

Soru: Nakşibendî tarikatı müritlerinin amaçları nelerdir? Hayattaki amacınız nedir?

Mevlana: Amacımız; Allah’ı bulmak, Allah’ı bilmek, Allah’a hizmet etmek, iyilik yapmak, iyilikle yaşamak ve iyilikle ölmektir. (Bunun ötesinde) daha ne isteyebiliriz ki? Onların yolculukları için –ne ‘yemek’ ve ne ‘içmek’ istiyorlarsa, burada (tarikatın içinde) her şey var.

Ama şeytan bunlara, vahşice karşı koyuyor. Diyor ki: “Tarikat diye bir şey yoktur. Din diye bir şey yoktur, Yaratıcı diye bir şey yoktur!” Eğer Yaratılış var ise, bir Yaratıcı nasıl olmayabilir? Bu Yaratılışı kim yarattı? Şeytanın 21. yüzyıl insanı için felsefesi; “Ye, iç ve neşeli ol ve hiç bir şeyle ilgili tasalanma! şeklindedir. Bunun ötesinde hayatta başka bir şey yoktur. Onlar da sadece bu aynı amaç için yaşadıkları için, tıpkı hayvanlara benzeyin.” Bu çağın insanı (İnsan bu iki dünya arasında olduğu için) hayvan gibi bir yaradılışı, melek gibi bir yaradılışa tercih ediyorlar.

Soru: Melek gibi bir yaradılışa sahip olmak ne demektir?

Mevlana: Melekler ışıktan (Nur’dan) yaratılmışlardır. Onlar cennetsel varlıklardır. Sadece Allah’a hizmet etmek için yaratılmışlardır. Bizler ise bu dünyadan (topraktan) yaratıldık ve bu nedenle de buradayız. Allah düşünmemiz, tartıp-ölçmemiz, ifade etmemiz ve karar vermemiz için bize akıl vermiştir. Her kim bu armağanları kullanmazsa, sonsuz ve acı dolu bir sonsuzluğa düşecektir! Akıl, düzenli bir şekilde yönlendirilirse, doğru olanla olmayan yolu ayırt edebilir.

Rehberler kimlerdir? İnsanlara doğru yolu göstermesi için Allah tarafından gönderilmiş Peygamberlerdir. Fakat şeytan devamlı; “Bu Peygamberlere itaat etme! Onlar da, tıpkı, senin gibi insanlar. Sadece seni kontrol etmek istiyorlar. Bunun yerine beni dinle. Hoş ve tad dolu bir hayat için bir sürü yol var. Öyleyse, (bundan sonrası için) tasalanma ve zevk almaya başla!” diyerek İnsanın kulağına fısıldar. Yani Peygamberler ve şeytanlar, farklı yönlere çekmek için, insanların yüreğinde çekişirler.

Soru: Şeyh Efendi, TV izler misiniz?

Mevlana: TV’deki şeylerden sıkıldım. Tüm gün boyunca konuşup (reklam yaparak) satış yapıyorlar. İnsanlar konuşmayı bırakıp, bir şeyler yapmaya başlamalı.  Bugünlerde, TV’de ahlaksız filmler ve pornografi de gösteriyorlar. Gün boyunca, böyle gösterileri takıntı haline getiriyorlar!

Bir de, şu futbol izleyenler var. Futbol izlemenin ne gibi bir yararı var? Fanatikler kavga edip birbirlerini yaralıyorlar. Sporda yozlaşma ve şiddet var. Polise taş atıyorlar ve birbirlerine zarar veriyorlar. Bazen birbirlerini bıçaklayıp rakip fanatikleri öldürüyorlar –tüm bunlar bir oyunla ilgili! Bu insancıl bir davranış mı? Böylesine bir oyunu izlemenin ne gibi bir kazancı olabilir?

Aslında, insanların izleyebileceği bir sürü iyi belgeseller var ama gerçekten kazancı olanlar, bunun yerine duygusuz gösterileri tercih ediyorlar.

Soru: Bazı insanlar, kendilerinin bir eşek, köpek ya da bir kedi olarak yeniden doğacaklarına, yani reenkarnasyona inanıyorlar. Bu konudaki fikirleriniz nedir?

Mevlana: Bu tür inançlar çok saçma. Kimse bunlara inanmamalı. Hiç; “Ben daha önce bir insandım ama şimdi bir eşeğim” diyen bir eşek gördünüz mü? Gidip eşeklere sorun.

Soru: Ne tür sevgiler vardır?

Mevlana: İki tür sevgi vardır. Bir tanesi hayvani sevgi ki şehvet ve arzular üzerine kuruludur. Diğeri ise; Allah için duyulan ve Sevgi tarafından vahyolunmuş Allah’a duyulan Sevgidir.

İki hayvan çiftleşme döneminde karşılaştıklarında, cinsel olarak harekete geçerler ve o anın sıcaklığıyla da çiftleşirler. Sonra da kendi şehvet ve arzularını tatmin etmek için başka partnerler aramak üzere, tıpkı iki yabancı gibi ayrılırlar. İşte bu hayvani sevgidir ve günümüzde de insanlar bu şekildedir. Bugün toplumda çok fazla zina ve evlilik dışı ilişki vardır.

Kadınlar, cinsiyet olarak daha zayıf ve daha uysal olduklarından, bu tür ilişkilerde kolayca ‘kandırılabilirler’ ve aldatılmış olarak da onur ve geleceklerini bitirirler. Erkek tatmine ulaştıktan sonra, azıcık da olsa acımadan, kadını hayatından çıkartır.

Bugünlerde daha da fazla insan boşanıyor. Evlilikte geçen, sadece, altı ay ya da bir yıl, o evlilik zaten sallantıya girmiştir ve hırçın bir boşanma için yönelirler. Evlilik ve boşanma toplumda çok artmaya başlamıştır ve evlilik bugünlerde, nerdeyse bir oyun gibidir.

Birçok erkek boşanma için olan bu hakta avantajı alıyor ve evlilikten sadece birkaç ay sonra bu talihsiz hanımları boşuyorlar ve sokağa atıyorlar. Eşlerinden sıkıldıkları anda, onları boşuyorlar ve yeni bir oyun için ‘avlanmaya’ başlıyorlar. Bu tür erkekler Allah’tan korkmuyorlar. Karılarının Allah tarafından onlara bir emanet olduğunun (sorumluluk), Allah’ın emriyle karılarının onlara helal olduğunun (müsaade edilme) farkına varamıyorlar. Balı tadıp ve karılarından almak istediklerini alıp, bazen hamileyken ya da çocuklarıyla birlikte onları bir mal ya da hayvan gibi kovarlar. Asla kadının neyi kurban edip gittiğini düşünmezler ve kendisini nasıl geçindireceği ya da çocuklarına nasıl bakacağı konusunda canlarını sıkmazlar. Ekseriya, kadın bir kere kovulmaya görsün, erkek başka bir kızla yeni bir hayata başlamanın düşüncesiyle meşgulken, kadının hayatı o andan itibaren birçok zorlukla dolmuştur bile. Böylesine bir zulüm! Bu tür erkekler akılları başlarına gelene kadar hapse atılmalıdır –böyle bir yasa çok iyi olur. Allah böyle zalimleri cezalandıracaktır.

Soru: (Bu röportajı bitirmeden önce) ilave edeceğiniz herhangi bir sözünüz var mı?

Mevlana: Allah’tan korkun. Peygamberimiz’in (SAV) hep yaptığı gibi, yoksulları doyurun. Eşinize karşı zalim ve kaba olmayın, onlar zayıf cinsiyetlerdir. Onları koruyun ve onlara hoşgörülü olun. Ey erkekler, eşlerinize karşı zalim ve kaba olursanız, Allah da sizleri sizi baskı altına almak isteyen insanların kontrolü altına verecektir. Kadınlara karşı iyi olun. Tüm dünya şimdi tedirgin, artık çok fazla esenlik yok. Öyleyse evinizin sevgi ve esenliğin yuvası olmasına izin verin.

Ve eğer insanlara tavsiyede bulunursanız, herkese kendi anlayış seviyelerine göre öğretin.

Başımıza gelen tüm iyilikler ve tüm kötülükler, Allah’tandır. Her şey Ondandır. Buna inanmalısınız.

Sizin için bir şeyim var. Günlük olarak iki rekât namaz kılın ve içinizden de 100 kere Hasbünallah ve Rabbünallah deyin.  Eğer bunu inanarak, yüreğinizde Allah’ın sevgisiyle yaparsanız, hayatınızda üstesinden gelemeyeceğiniz engeller olmaz. Hayatınızdaki tüm rahatsızlıkları yok edecektir.

Soru: Okulda başarısızım. Ne yapmalıyım?

Mevlana: Bir ev hanımı olmanız sizin için daha iyidir. Birçok kadın, evliliği hayatlarının daha sonraki dönemlerine erteleyerek, daha yüksek ve daha yüksek eğitimler isterler. Ve bazıları hayatlarının geri kalanında bekâr olarak kalırlar. Eğer okulda sıkıntılarınız varsa, belki de sizin başka alanlarda yeteneğiniz vardır. Okul herkes için faydalı değildir. Bazı okullarda çevre hiç de temiz değildir. Sizin hayat tarzınızı ve düşünce tarzınızı bozacak ve kirleteceklerdir.

Sizinle evlenmek isteyen birçok erkek var. Neden onların size yaklaşmalarını reddediyorsunuz ve daha yüksek seviyede bir eğitim düşünüyorsunuz? Birçok evlilik çöküyor çünkü çalışan eş kocasına “sana bağımlı değilim” diyor ve bu da kötü ahlaktır.

(Mevlana daha sonra röportajı yapanların ikisine de teşekkür ederek, hazırlanan serinletici içecekleri içmek için kendisine eşlik etmeye davet etti ve onlar için dua etti.)

El-Fatiha

Tefsir

Mevlana bu röportajda kadınlarla alakalı birçok konuda konuştu.

  • Kadınlar çalışacakları yeri iyi seçmeliler. Birçoğu, evlerinden çok uzakta daha kazançlı bir iş ararken, genellikle insan, köle ve seks tacirlerinin ağlarına düşmektedir. Bu, sonuç olarak hayatları anlamsızlaşan ve şiddetli acılarla dolan, böylesine genç insanlar için çok acı bir durumdur.
  • Bazı kadınlar, diyor Mevlana, sık sık hayatların geç dönemlerine kadar eğitimlerini devam ettirmeyi seçerler ve sonuçta da evde kalırlar. Evliliğin mutluluğunu ve anneliğin coşkusunu tadamadıkları için, bu da başka bir korkunç kayıptır.

وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِۦۤ أَنۡ خَلَقَ لَكُم مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ أَزۡوَٲجً۬ا لِّتَسۡكُنُوٓاْ إِلَيۡهَا وَجَعَلَ بَيۡنَڪُم مَّوَدَّةً۬ وَرَحۡمَةً‌ۚ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَـٰتٍ۬ لِّقَوۡمٍ۬ يَتَفَكَّرُونَ

Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. (Surah Ar-Rum 30:21)

  • Bazı aileler, çocukları buna çok istekli olmasalar da, eğitim basamaklarında daha da yukarıya tırmansınlar diye çocuklarına baskı uyguluyorlar. Herkes, mutluluk ya da yaşam desteği olsun diye; bir lisans, doktora ya da mastır sahibi olmak zorunda değil.  Birçok insan akademik kariyer dışında yeteneklere sahipler; başka yollardan yaşam desteği aramak yerine, elleri ya da akıllarını kullanacakları bir armağanla ödüllendirilmiş olabilirler. Bazıları tasarım için iyi bir bakışa sahiptir, diğeri araba tamir edebilir ve başkaları da doğal bir yetenekle aşçı olabilir. Kadınlar, evlendiği zaman ona hiç de lazım olmayacak; Uzay Bilimlerinde bir lisans sahibi olmaktansa, ev işi yapmayı öğrenerek daha yararlı olabilirler (yemek yapma, dikiş, çocuk yetiştirme).
  • Günümüzün birçok evlilikleri, çocuklarını bakıcılara ya da çocuk yuvalarına bırakarak, karı ve kocanın her ikisinin de çalışmasından oluşmaktadır. Aileler için, çocuklarının büyümesini, onların içten sevgisini ve birçok ihtiyaçları açısından kendilerine bağımlı oldukları görmekten daha büyük bir sevinç yoktur. Çok üzücüdür ki, birçok aile, sadece biraz daha fazla para kazanmak için, bu harika hayatın değişim tecrübelerini kaçırmaktadırlar. Çocukları geçip gittiğinde, çocuklarınızla yakın bağlar kurmanızı imkânsızlaştırır; onları sonsuza dek ‘kaybedebilirsiniz’.
  • Kadınlar, İlahi olarak çocuk doğurma ve çocuk bakımı için tasarlanmış olduklarından, çalışmak için teşvik edilmemişlerdir. Mevlana diyor ki; bir erkek kendi mahremi olmayan bir kadına her baktığında, o kadının güzelliği ve gençliğinin bir kısmını alıp götürür. Bu nedenle, çalışan kadın çok çabuk bir şekilde; yaşlı, bitkin, sağlıksız ve kocamış görünür! Diğer taraftan, örtünmüş olan kadınlar ve kendilerini sadece kocalarına saklayan kadınlar tüm yaşamları boyunca; tüm gençliklerini, enerjilerini ve güzelliklerini kendi içlerinde korurlar.
  • Çünkü kadınlar seven anneler olmak için tasarlanmıştır. Doğal olarak da yürekleri çok yumuşaktır ve kolaylıkla etkilenebilirler. İblis Seyyidina Âdem’i (AS) kandıramazdı ama çabucak Havva’ya yöneldi.  Bunun tehlikesi, diyor Mevlana, kadınlar kolayca, iyi bir geçmişleri olsa bile, zina için tatlı sözlerle kandırılabilir. Yumuşak kalpli olduklarından, aşkın dokunaklı hikâyelerine ve üstelemelerine çabucak kanabilir.  Doğal olarak sempatiktirler ve sık sık aşkı yakın dostlukla eşit görürler. Birçok erkek, bunu bilerek, onunla sadece zina yapmak niyetiyle, acımasızca kadınların peşlerine düşerler. Tutucu ve namuslu kadınların evlilik bağı olmadan çocuklar doğurduklarını, ne kadar da sık bir şekilde okuyoruz? Onlar önüne gelenle yatan kadınlar değiller ama onlar sıkı prensiplerinden ödün verirler çünkü yağmacı erkeğin hilekâr sözleriyle kasıtlı olarak hareket etmişlerdir. Kadının bu zayıflığı daima zalim erkek tarafından kullanılmıştır. Bundan dolayı, İslam cinsiyetlerin serbest karışımını önleyerek, özgür seksten korumayı istiyor. Fakat şeytan, sanki İslam kadınlara eziyet ediyormuş (onun kıyafetlerini hicaba uygun bir şekilde kapalı yaparak ve onları erkeklerden ayırarak onları sıkıştırarak) ve böylece bizler de modası geçmiş geleneklere uyarak zamanın gerisinde kalıyormuşuz gibi göstererek, bunu zekice çarpıtıyor.
  • İblis evlilik dışı ve yasal olmayan seksi (zina) desteklemek için çok sıkı çalışır. Zina Toplum içerisinde iyilik bağlarını paramparça eden yegâne yıkıcı günah olduğundan,  iblisin bir kadını zinaya düşürmek için elinden geleni yapmakta çok gayretli olduğu bildirilmiştir. Zina aile hayatını yok eder ve Allah korkusu ve dindar olmayan çekirdek aile yapısı olmadan da Toplum savunmasızlığa terk edilmiş olur. Zina onur cinayetleri, aile içi kan davaları, utanç ve rezilliğe, evlilik dışı çocuk doğumlarına, bekâr bir annede olduğu gibi sosyal bozulma ve hastalıklara, cinsellikle bulaşan hastalık ve iman kaybına götürür.
  • Bu çağın insanları artık zinanın ne kadar büyük bir günah olduğunun farkında değiller.  Zina çok yaygın ve bugün gençler arasında özgür seks bir yaşam tarzı olmuş durumda.  Ailelere gelince, bu iğrenç günahın çekimine dikkat çekmek gerektiğini anlatabilmek için, onları üzerinde etkili olmalıyız.
  • Aileliler zinadan kaçınma konusunda çok kritik bir role sahip. Sıklıkla, çok çirkin bir şekilde yüksek maliyetli başlık paraları isteyerek, evliliği çok pahalı bir hale getirme hatasını yapıyorlar. Hindistan ve Pakistan’da erkeğin ailesi başlık parası isterken, Asya’da erkekler kadınların ailelerine başlık parası ödüyor. Her iki durumda da, istenen başlık parası yüksekse (özellikle aile çocuklarının eğitim, sosyal sınıfı ve sosyal durumu açısından üst seviyede olduğunu dikkate alıyorsa), nişanlı çift evlenmeden önce yeterli birikim yapabilmek için uzun yıllar beklemek zorunda kalıyorlar. Bazen uzun yıllar geçen, bu çok uzun bekleme dönemlerinde, çift ayartılara karşı koyamayarak, zina yapmaya başlarlar. Şeytan o çiftlerin kulaklarına fısıldamaya başlar: “Siz zaten nişanlısınız. Yani sorun yok. Sonraki nikâh töreni sadece bir formaliteden ibaret!” Aileler, evliliği daha kolay, maddi olarak karşılanabilir ve çabuklaştırarak, Resulullah’ın (SAV) Sünnetlerini takip etmelidir. Evlilik zamanı gelmiş bir çift; evliliğe hazır ve istekli olduklarında, onları hemen evlendirin! Bunu geciktirerek, genç hevesli çift için bir dizi sorun ve ayartı getirmiş olursunuz. Peygamberimiz (SAV) diyor ki: “En mübarek evlilik en düşük maliyetli olanıdır” ve Üç şey hariç, acele iş şeytandandır: Birincisi, namaz için ezan okunduğunda aceleyle gitmek, ikincisi; ölüyü defnetmek ve üçüncüsü ise; eğer evliliğe hazırlarsa, bir çifti evlendirmek.”
  • Resulullah (SAV) diyor ki: “Bir erkek ne zaman bir kadınla yalnız kalsa, şeytan üçüncüsü olur.” Nişanlı çiftlere, genelde, zaten bir meta olarak görüldüklerinden, birbirlerini daha yakından tanıyabilsinler diye birlikte zaman geçirmeleri için izin verilir. Ama onlar birlikte olduğu zaman, onları bayağı eylemlere itmek için, şeytan da onlarla birliktedir. Genç insanların arzuları bir volkan gibidir. Yani onları baş başa ve gözetimsiz bırakmak zina için bir davetiye çıkartmak gibidir. Aileler, bir hadisin; hali hazırda nişanlı olan birinin elini tutmak isteyen birine elini vermesini yasakladığı gibi, basitçe, nişanlılığın kimsenin bu düzenin içine giremeyeceği anlamına geldiği konusunda dikkatli olmalıdır. Fakat nişanlı çift birbirleri için, henüz nikâh yapmadıklarından, hala gayri meşrudur. Bu nedenle etkileşimle ilgili sıkı kurallar tamamıyla gözlem altında olmalıdır. Aileler bu tür durumlar için sorumlu ve çok uyanık olmalıdır.
  • Bir gün bir adam Resulullah’a (SAV) gelmiş ve: “Ben zina etmeyi seviyorum.” demiş.  Çevresindeki Eşlik Edenler bu kabalıktan dolayı öfkelenmişler ve sert bir şekilde onunla uğraşmak istemişler. Peygamberimiz (SAV) yanında duran genç damızlığı yanına getirip ona demiş ki: “Eğer birisi senin annenle zina etse kendini nasıl hissedersin? Ya da kız kardeşinle? Ya da karınla? Ya da kızınla? Zina ettiğin herhangi bir kadının başkasının annesi, kız kardeşi, karısı ya da kızı olduğunun farkında mısın?”  Genç adam aptalca davranışının farkına varmış ve demiş ki: “Şimdi, zinadan daha fazla nefret ettiğim bir eylem daha yok.” demiş. Kibar ve samimimi tavsiyenin bilgeliğini ve hikmetini görün! Pornografi ve açık giysi resimlerine ulaşmanın çok kolay olduğu günümüz dünyasında, Peygamberce tavsiyeler, ihtiyacımız olan panzehirdir.
  • Tıpkı Seyyidina Âdem’e (AS) yasak ağaca yaklaşmaması söylendiğindeki gibi, bizlere de zinanın yakınına yaklaşmamamız söyleniyor.

وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلزِّنَىٰٓ‌ۖ إِنَّهُ ۥ كَانَ فَـٰحِشَةً۬ وَسَآءَ سَبِيلاً۬

Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkindir (bir iştir) ve çok (kötü) bir yoldur. (Surah Al-Isra’ 17:32)

  • Ayartıya düşmüş ve zina etmiş birçok çift, yalnızca yasak meyvenin azıcık da olsa tadına bakmak niyetiyle başlar ama dizginlenemeyen zehirleri onursuzluk yoluna doğru gitmelerine neden olur. Hatta Seyyidina Yusuf (AS), Züleyha onu arzuladığında, küçük de olsa, ayartıya düştü. Onu koruyan sadece Allah’ın merhametiydi. Eğer, bir kadınla yalnız kalan bu asil Peygamber için söylenen doğruysa, bizim gibi sıradan halkın başına daha neler gelebilir?

وَلَقَدۡ هَمَّتۡ بِهِۦ‌ۖ وَهَمَّ بِہَا لَوۡلَآ أَن رَّءَا بُرۡهَـٰنَ رَبِّهِۦ‌ۚ ڪَذَٲلِكَ لِنَصۡرِفَ عَنۡهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلۡفَحۡشَآءَ‌ۚ إِنَّهُ ۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. (Surah Yusuf 12:24)

  • Bir eş seçerken, onun dindarlığına dayalı olarak, bir hayat arkadaşı seçmek çok önemlidir. Bir hadisten bildiriliyor: “Bir kadınla onun güzelliği, ailesi (onuru), serveti ya da dini için evlenilir. Güzelliği için evlenen onun çirkinliğini görecek. Onur (ailesi) için evlenen, onursuzlaştırılacak. Serveti için evlenen fakirliğe düşecek. Fakat her kim dini için evlenirse, güzellik, onur ve servet bulacak.” Bugün, insanlar güçlü fiziksel cazibe ve şehvet yüzünden evleniyorlar. Bu çok uzun sürmüyor, evliliğin birkaç ayından sonra, sıkılıyorlar ve gözleri dışarı kayıyor. Günümüzde, böylesine Hollywoodvari evliliklere çok sık rastlanır oldu. Bu evliliklerin üçte biri boşanmayla sonuçlanıyor. Yani doğru nedenler için evlenin!
  • Mevlana ayrıca daha zayıf cinsiyete kötü davranmaktan da bahsediyor. Allah Kutsal Kuran’da diyor ki:

ٱلرِّجَالُ قَوَّٲمُونَ عَلَى ٱلنِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بَعۡضَهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ۬ وَبِمَآ أَنفَقُواْ مِنۡ أَمۡوَٲلِهِمۡ‌ۚ

Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamaktadırlar (ve ailenin geçimini sağlamakta). (Surah An-Nisa 4:34)

  • Erkeklerin daha zayıf olan cinsiyeti korumaları ve gözetmeleri gerekmektedir. Fakat bugün, birçok erkek; kadınlarına fiziksel ve zihinsel işkence uygulayarak, gücünü suiistimal ediyor. İmam-ı Gazali, “Aileler kızlarını, bir tür hizmetkârlığa gönderdikleri için, evlendirmeden önce çok dikkatli olmalıdırlar.” demiştir. Allah korkusu olan bir adamın elinde, karıları mutlu ve bereketli bir hayat yaşarlar. Bu Resulullah’ın neden erkeklere konuştuğunu gösterir: “Bir adam evlendiğinde, dininin yarısını yerine getirir. Öyleyse diğer yarısıyla ilgili olarak, onu Allah korkusuna yöneltin.”
  • Üzülerek söylemeliyim ki, bugün birçok erkek, kadınlara seks ve şehvet objeleri gibi davranarak, sistemi suiistimal ediyorlar. Bazıları kadınlarını kovuyorlar ve ufak şeyler için ya da onlardan sıkıldıkları zaman onları boşuyorlar. Diğerleri ise düzenli olarak onları dövüyorlar onlara, cinsel sapkınlık veya tecavüz ederek, onları küçük düşürüyorlar. Resulullah (SAV) diyor ki: “Erkeklerin en iyisi eşlerine karşı en iyi olanlarıdır.” Hatta onlara evlilik ilişkisi için yaklaşırken bile, erkeklere hadisle bildirilen emirdeki gibi, ön sevişme ile başlayın ve karınızın üzerine azgın bir vahşi hayvan gibi gelmeyin. İslam sevgi be edebin güzel bir dinidir. Yüksek ilkelerin ve soyluluğun yaşam tarzıdır.

هُنَّ لِبَاسٌ۬ لَّكُمۡ وَأَنتُمۡ لِبَاسٌ۬ لَّهُنَّ‌ۗ

Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. (Surah Al-Baqarah 2:187)

  • Bu acımasız erkekler, kendilerinin bir kadının rahminden geldiklerinin farkında değiller mi? Ve zarar verdikleri, dövdükleri, taciz ettikleri ve küçük düşürdükleri her kadın bir başkasının sevgili kızı, kız kardeşi ya da annesi değil mi? Ey erkekler!  Kadınlarınıza hassas ve şefkatli davranın. Onlar sizlerin kaburga kemiğinizden, sizlerin hata arkadaşlarınız olarak, yaratılmış kırılgan varlıklardır.  Peygamberimiz (SAV) elini, asla, bir kadının elinin üstüne koymadı. Onlara, onların hiç umut edemeyecekleri derecede, en iyi dost, öğretmen ve önderdi. Öyleyse, eğer gerçekten karınıza tacizde bulunuyorsanız, hemen şimdi bunu bırakın, oturun ve evlilik sorunlarınız için daha barışçıl çözümler bulun.

هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسٍ۬ وَٲحِدَةٍ۬ وَجَعَلَ مِنۡہَا زَوۡجَهَا لِيَسۡكُنَ إِلَيۡہَا‌ۖ

Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (Surah Al-A’raf 7:189)

Öyleyse onlarla, bu dünyada, şu andan ahrete kadar, sevgiyle yaşayın.

ادْخُلُوا الْجَنَّةَ أَنْتُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ تُحْبَرُونَ

Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz. (Surah Az-Zukhruf 43:70)

Âmin ya Rabbil Âlemin.

Bu 37 dakikalık Türkçe videoyu www.Saltanat.org adresinden izleyebilirisiniz. Sağdaki menüden; ‘Kanal T 12.Dec.2010′ seçiniz. Ekranın altında, ses kontrolünün yanında, alt yazılar için dil seçimi yapabileceğiniz (Arapça, Bahasa Endonezyaca/Melayu, Almanca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Rusça ve Türkçe) bir CC butonu göreceksiniz. İngilizceye canlı tercüme için, görüntü ünitesinin sağ üst köşesindeki AD butonuna tıklayınız. Canlı sohbetler boyunca, üst taraftaki butonlar, başka dillere de Canlı Sesli Tercüme hizmeti sunacaktır. Eğer video artık orada değilse, altta bulunan Saltana TV sitesi arşivinden aratınız. Saltanat TV, Mevlana Şeyh Nazım’ın kişisel olarak müsaade ve onayıyla Resmi sitesidir. 

Sitemize üye olmak için lütfen kayıt olunuz. Böylece, yeni bir Yazı eklendiğinde, e-posta ile sizleri daha güncel tutabiliriz. Bizi, ayrıca, Twitter’da da takip edebilirsiniz, kullanıcı tanımlamamız SufiHub’dır. Bu siteden alıntı yapabilmek için, lütfen SufiHub’ın iznini isteyiniz. Yeniden gönderilmesi gereken Suhbah Özetleri (onaydan sonra) tam olarak çoğaltılmalı ve kaynakları da bildirilmelidir. Bu web sitesindeki herhangi bir yazının, hiçbir parçası Ticari amaçlar için ya da izinsiz olarak kullanılamaz.

Tüm Hakları Saklıdır.

 


This entry was posted in 2010 @tr, Aralık, Sohbetleri and tagged , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.